Kendin Yap: P4C


“Çocuğum bana öyle bir soru soruyor ki, cevabını ben de bilmiyorum.”

Ebeveynlikte bazen öyle bir sınav kağıdı gelir ki önümüze, habersizce, şaşar kalırız. Hiç beklemediğimiz, çalışmadığımız yerdendir sorular. O küçücük ağızdan böyle kocaman bir soru çıkmasını beklememişizdir; ama gelmiştir. Kimi zaman bir fikrimiz vardır cevaba dair ama henüz bunu anlamayacağını düşünerek geçiştirmeye çalışırız: “Ne yapacaksın şimdi bunu boşver, bunlar büyüklerin işi” ya da benzeri şeyler.

Peki ya bunu başka bir söyleyiş ile değiştirsek neler farklı olurdu hayatımızda? Neler katabilirdik çocuğumuzun dünyasına?

P4C (Çocuklar için Felsefe) pedagojisinin kullanmakta olduğu en yaygın yöntem olan Sokratik Düşünme’yi çocuklarımızla kurduğumuz diyaloglara entegre ederek başlayabilir miyiz işe?

Önce “Bu soruyu aklına getiren nedir?” diye sormak işe yarar mı acaba? Sonra onun bu konu ile ilgili neler düşündüğünü anlamaya çalışmak...

“Gerçek ne demek?” diye sorun bir çocuğa sözlük tanımı yapmak yerine, onu bize bu soruyu sormaya getiren sürecin nasıl geliştiğini anlamaya çalışabilir miyiz? Bir bakalım*.

- Gerçek ne demek anne? (Soru herhangi birine yönlendirilmiş olabilir.)

- Hmm, gerçek mi? (Biraz düşünür.) Sana bunu düşündüren nedir?

- Hani bilgisayarda oyun oynuyorum ya, orda bir sürü karakter var. Gerçek gibiler.

- Gerçek gibiler. Yani sence gerçek değiller, öyle mi?

- Evet, bana benziyorlar ama benim gibi değiller.

- Hmm, sence nasıl bir fark var aranızda?

- Ben gerçek bir insanım, onlar ise bilgisayardaki birer karakter.

- Sen gerçek bir insansın, çünkü?

- Çünkü öyleyim. Şu an bunu düşünebiliyorum mesela ama onlar düşünemez ki. Ben ne komut verirsem onu yaparlar. Yolda ben sağa dersem sağa, sola dersem sola koşarlar. Ama ben ne tarafa döneceğimi düşünerek kendim seçebilirim.

- Yani sen düşünebildiğin ve seçimlerini kendin yapabildiğin için onlardan farklısın. Bu yüzden onlar oyun karakteriyken sen gerçek bir insansın. Anladım galiba. Ama bir sorum var. Ya kendi seçimlerine göre yaşayamayan insanlar? Mesela kimseye zarar vermediği halde yanlış bir karar sonucu hapse düşen biri, kendi seçimlerine göre yaşıyor sayılır mı?

- Sayılmaz bence. Oyun karakterlerim gibi, biri hapse girmesine karar vermiş, girmiş. Kendi seçmemiş; yanlış bir şey yapmamış.

- Hmm, biraz zorlanmaya başladım sanki. Şimdi o kişi, kendi seçimine göre yaşamadığına göre gerçek değil mi o zaman?

- Kafam çok karıştı!

- Benim de. J Az önce kendinin gerçek olduğunu nasıl ifade ettiğini hatırlıyor musun? Ben düşünebiliyor ve bunun sonucunda seçimlerimi kendim yapabiliyorum demiştin. Benim de aklıma kendi seçimlerine göre yaşayamayan insanlar geldi. Sence bu onları daha az gerçek yapar mı?

- Bilmem, olabilir. Ama biraz da saçma geldi kulağıma. Yani sırf haksızlığa uğradı diye benden daha az gerçek olması.

- ...


Yukarıda bir örneğini gördüğümüz bu diyalog, çocuğumuzun yaşına, o andaki ilgi ve merak düzeyine ve hatta o an sahip olduğumuz vakte göre bile değişiklik gösterebilir. Fakat yine de, hiç vaktimiz yoksa bile sorulan soruyu geçiştirmemek, basmakalıp bir cevap ile çocuğumuzun düşünce dünyasını sınırlandırmamak çok önemlidir.

“Gerçek ne demek?” diye soran bir çocuğa “Gerçek, gerçektir işte” diye cevap verebiliriz ya da sözlük tanımları sıralayabiliriz. Hatta belki gerçeğin ne olduğunu ‘sahte’ tanımı üzerinden bile kurgulayabiliriz. Böylelikle de çocuğumuzun sorusuna cevap vermiş oluruz. Bu kadar. Sadece bir cevap.

Öte yandan, sorunun o eşsiz zihinde nasıl canlandığını anlamak, o canlılığı beslemek ve sorunun cevabına giden yolu (çoğunlukla tek bir cevap yoktur) kendi adımları ile arşınlamasını sağlamak belki de çocuğumuza yapacağımız en büyük yatırımdır.

Yukarıdaki örnekte kafası karışan çocuk, düşünen çocuktur; irdeleyen, sorgulayan, merak eden, anlamlandırmaya çalışan... Bir kavramdan ötekine koşar belki, daha az gerçek ne demek diye sormaya başlayabilir ya da belki kendisini haksızlığın, adaletin ve adaletsizliğin ne olduğunu düşünürken bulabilir. Seçimlere odaklanabilir veya; yapmış ve yapacak olduğu seçimlerde ne kadar kontrol sahibi olduğunu sorgulayabilir. Buradan da özgürlük kavramına gidebilir. Ufacık bir diyalogla bile, sadece gerçeğin ne olduğunu soran bir çocuk, kendisini kavramların büyülü dünyasında bulabilir.


*Yukarıda örnek olarak verilen diyalog, farklı yaş grupları ile yapılan P4C soruşturmalarından esinlenilerek oluşturulmuştur.


Yazar: Damla Diler

264 görüntüleme0 yorum

Son Paylaşımlar

Hepsini Gör